iki gerçekliğin birbirine en yakın olduğu zaman buğulanır sevi. Gerçekliklerin gergefinde, Tanrı' ya yakınlaşma çabası içerisinde iki bir olur. Farkındalığın sıcaklığı ile gerçeğin soğukluğu buğulandırır aşkı. Çocuklukta(n) kalma alışkanlıklarını yineler usulca parmak uçları. Kendileri gibi harfleri de büyümüştür; harflerin taşıdıkları manalar da. Ortak imgenin izdüşümünü takip etmektedir peşpeşe dizilen harfler. Anbean yokolmaya başlayan buğudan yüz çevirip, hatırdaki gölgesinde serinletmeye çalışır her ikisi de yüreklerini. Nitekim buğunun yokluğu ayrık benliklerinin ayyuka çıkma nedenidir. Artık görüngü-nesne ikilemi içerisinde hapsolmuştur bir iken iki olmuş ruh(lar)... 05.03.08 , 03:42
Bu yazın cok hosuma gitti Erdemcim özellikle Türkçeyi doğru düzgün kullanman(etrafta bu kadar cok yabancı sözcuk kullanma özentisi varken)beni cok mutlu etti;)Duru ve akıcı...Tebrikler;-)
Buğu kadar yumuşaksa sevinin teni ve çabuk yitiyorsa hatırındaki izler, o zaman bırak silinsin aynadaki buğu gibi sevi de. Bir olmuş nice kayalar gibi de yaşamak var sonsuza kadar kaynaşmaya ve iç içe geçmeye devam ederek ya da kaybolmak da var havada bir yerlerde tanrıdan uzak olmak çabasıyla onu sevgi sanarak. Nice alışkanlıklar yitti, nice kanlar döküldü ama hiçbirşey serinletemedi ruhumu ve kalbimi buğunun yokluğu kadar. Serinlik dediğin de ancak cehennem kadar.
yazının biçimi,uslubu yoruma yer bırakmıyor ama içerik konusunda sölenecek çok şey var...Arayıp bulunamamışlıkların yada belki hayalkırıklıklarının belkideartık umutsuzluklara dönüşen rüyaların dizgesi olmuş :D
an gelir kelimeler püskürür beyni isterik sayfaya; an gelir ruhunun bıraktığı sözcük kırıntılarını takip ederek bulur kendini bu çocuk. Ve haddi olmadan atıfta bulunur hayata dair. Dağınık... Hep dağınık beyni... Hem yalancı... Kendini kandıracak kadar yalancı... Planladıklarını yapamamak gibi bir becerisi olduğunu keşfettiği günden bu yana hayallerini yaşamın törpüsünden korumak için sakladığını söylüyor; lakin bana kalırsa nereye sakladığını çoktan unutmuş bile. O halde ne için mi yaşıyor? Öylesine yaşıyor... Öylesine biri zaten... Öylesine... Öyle...
5 yorum:
Bu yazın cok hosuma gitti Erdemcim özellikle Türkçeyi doğru düzgün kullanman(etrafta bu kadar cok yabancı sözcuk kullanma özentisi varken)beni cok mutlu etti;)Duru ve akıcı...Tebrikler;-)
Buğu kadar yumuşaksa sevinin teni ve çabuk yitiyorsa hatırındaki izler, o zaman bırak silinsin aynadaki buğu gibi sevi de. Bir olmuş nice kayalar gibi de yaşamak var sonsuza kadar kaynaşmaya ve iç içe geçmeye devam ederek ya da kaybolmak da var havada bir yerlerde tanrıdan uzak olmak çabasıyla onu sevgi sanarak. Nice alışkanlıklar yitti, nice kanlar döküldü ama hiçbirşey serinletemedi ruhumu ve kalbimi buğunun yokluğu kadar. Serinlik dediğin de ancak cehennem kadar.
Çektiğim onca güzel fotoğraf var. Çoğu da doğanın eşsiz güzelliğini yansıtıyor ama hiçbiri bana tanrıyı bu kadar güzel anlatmıyor.
günümüz ilişkilerinde herkesin içinde yaşadığı çelişkileri dile getirip bu denli akıcı anlatımın okurken insanı büyülüyor
yazının biçimi,uslubu yoruma yer bırakmıyor ama içerik konusunda sölenecek çok şey var...Arayıp bulunamamışlıkların yada belki hayalkırıklıklarının belkideartık umutsuzluklara dönüşen rüyaların dizgesi olmuş :D
Yorum Gönder