bilinmeyen bir zamanda, bilinmeyen bir yerde Hypnos'un peri kızları uyku tozlarını bıraktıklarında boşluğa, yerçekimi tersine işlemiş ve böylece gökyüzü gözlerini kapamış. Zaman, istese de becerememiş durmayı fakat elinden geldiğince "ağır" işlemiş, gökyüzünün son bakışını buharlaştırırken anbean. Düşen su seviyesi usulca oturtmuş sandalı. Zaman varlığının izlerini nakşetmiş ona çizgi çizgi. Sandalın canhıraş çığlıkları yükselmiş arşa; bilinmeyen bir zamandan o "an"a bir isyan tümcelenmiş: "Uyan! Zaman geldi."... 19.01.08 , 01:37
an gelir kelimeler püskürür beyni isterik sayfaya; an gelir ruhunun bıraktığı sözcük kırıntılarını takip ederek bulur kendini bu çocuk. Ve haddi olmadan atıfta bulunur hayata dair. Dağınık... Hep dağınık beyni... Hem yalancı... Kendini kandıracak kadar yalancı... Planladıklarını yapamamak gibi bir becerisi olduğunu keşfettiği günden bu yana hayallerini yaşamın törpüsünden korumak için sakladığını söylüyor; lakin bana kalırsa nereye sakladığını çoktan unutmuş bile. O halde ne için mi yaşıyor? Öylesine yaşıyor... Öylesine biri zaten... Öylesine... Öyle...